Friday, 3 October 2014

Sevgi, Güzellik, Ahenk...



Sevgi, güzellik, ahenk...

Birbiri ardına dizilmiş, birbirinin tamamlayıcısı, birbirinin içinden birbirini doğuran trinite. En süfli manâda dünya hayatında bilinen sevgi, güzellik, ahenk kavramları olmakla beraber bu dünya hayatı içinde tadına bakamadığımız, cennet meyvesi denilen lezzetteki bu kavramların orijinaline uzanmak, onları anlamaya çalışmak, kapalı devre olan dünya içerisinde bunun kırıntılarına ulaşmak ve ondan olmaya çalışmak ne büyük bir sevgi, güzellik, ahenk!

Sevmekle başlar her baktığında güzeli görmek...Sevdikçe güzelleşir muhitimiz, daha parlak olur renkler. Tabiat ışıldar adeta buna temas edenlerin gözlerinde, şuurlarında. Ahenk kendini gösterir. Tabiattaki akış, yeni bir fide, rüzgarla geçip giden bulutlar, savrulan yapraklar, hepsi ahengin yansımalarıdır.

Peki kolay mıdır bu dünya hayatında ahenksiz görünenlerin de ahenkten olduğunu kabul edebilmek? Anlayabilmek? Her şeye rağmen ondaki güzelliği, ilâhî nizamı, kudretin uzantısını görebilmek? Ve kolay mıdır bunu da sevebilmek, kabul edebilmek?

Güçtür ama 'güç'tür! Bunu anlamak isteyen, hakikat perdesini aralamak isteyen için bu güçlüklere rıza göstermek, bunun taleplere binaen inşa edildiğini kabul edebilmek, bunun idrake götüren yollarda adeta nişaneler olduğunu bilerek, sevmeye daha çok sevmeye cehdederek devam edebilmek gerekir. Bu yol üzre olan bunları tasfiye ederek yollarını açmaya devam eder. Âlemin müntehasına doğru yol alır ve son noktada kendini tasfiye eder, âlem dışına fırlatır adeta. Yani sevginin, güzelin aşikar olduğu mekânlara, âlemlere doğru geçiş yapar. Daha da ötelerine doğru uzanabilmek iştiyakı, susuzluğu netlik ve kesintisizlik arayışı varlığı sevmekten başka yapılacak bir şey olmadığına doğru seve seve 'zorlar'. 

'Ancak idrak edenler mesuliyet ve mecburiyet duyarlar.' Her şeyin her şeyle bağını görebilmek, kurabilmek için kızak vazifesi gören sevgi olmadan ilerlenemeyeceğini anlamış birisi için bundan daha tatlı, daha güzel, bir o kadar da daha çok cehit, sevgi, sadakat, usul, edep ve istidat yüklü bir yol yoktur. Vazife bunu tezahür ettirebilmektir! Kapsam kazandırmak, kendinden ettiğini kendinden taşarak paylaşmaktır! Sevmek burada gizlidir, güzellik burada gizlidir ve ahenk burada sirküle olur!

'Bir insanı sevmekle başlar her şey' Önce kendini sevmek sonra her şeyi sevmekle biter her şey...

Seviniz; sevmedikleriniz de dahil her şeyi seviniz.
Ve sizin onlardan, onların da sizden ayrı olmadığını idrak etmeye çalışarak seviniz.
Seviniz.
Birbirinizi incitmeyecek, kıramayacak kadar seviniz.
Hakikatte çirkin yoktur.
Çirkinlikleri güzel görecek kadar seviniz.
Biliniz ki Tanrı'nın size sunduğu en mühim anahtar sevgidir.
Onu kullanınız.
Kin, hırs, intikam gibi şeyler sevginiz içinde eriyip gitsinler.
Ve siz her şeyi sevmekle, en kudretli insan olacağınıza inanınız.
İnsan mabet, sevgi ibadettir.
Bir insanı ise yalnızlıktan kurtaran şey sevgidir.
Her şeyi sevebilen ise hiçbir zaman yalnız kalmaz.

Seviniz, sevginiz insana [beşere] olsun, hayra olsun, müspete olsun.
Sevginin en asil ve en müspet ifadesi, bilerek insanlara [beşerlee] hizmet
etmektir.
Fedakârlık bunun mayasıdır.
Tolerans, bunun tadı tuzudur.

"Ahenkli bir nizam olan, kâinat"



No comments:

Post a Comment